Yoktan Var Oluşun Şifresi: Kur’an’da İbda Mekanizması ve Büyük İnfilak
“Kur’an ve Evrim” odaklı teorik çerçevesinde yaratılış, statik ve tek boyutlu bir eylemden ziyade, muazzam bir ilahi algoritmanın dinamik işleyişidir. Bu perspektifte evrenin kökeni ve gelişimi, birbirini tamamlayan iki temel düzlemde incelenir: Emir Âlemi (metafiziksel ilk yaratılış) ve Halk Âlemi (fiziksel ve evrimsel süreçler). Modern kozmolojinin en büyük keşiflerinden biri olan Büyük Patlama (Big Bang), Soysal’ın terminolojisiyle Büyük İnfilak, Kur’an’daki İbda (yoktan var etme) mekanizmasının uzay-zaman düzlemindeki en somut ve muazzam tezahürüdür.
İçindekiler Tablosu
Bu makale, evrenin sıfır noktasından başlayarak fiziksel gerçekliğe dönüşmesini sağlayan İbda mekanizmasını, bu mekanizmanın etimolojik kökenlerini ve Büyük İnfilak ile olan teolojik-bilimsel uzlaşısını Ercan Soysal perspektifinden analiz etmektedir.
İbda Kavramının Etimolojik ve Teolojik Analizi
Kur’an’ın yaratılış terminolojisi, son derece hassas ve çok katmanlı bir anlamsal dokuya sahiptir. Çoğu zaman genel bir “yaratma” (halk) kelimesi altına sıkıştırılan bu eylemler dizisinin en temel ve kökensel başlangıcı İbda‘dır.
İbda kavramı, Arapça B-D-A (Bede’e) kökünden türemiştir ve “önceki bir örneği, modeli veya benzeri bulunmayan bir şeyi ortaya koymak, ilk olarak yapmak, eşsiz var etmek” anlamlarına gelir. Allah’ın El-Bedî’ ismi, bu eylemin mutlak failini işaret eder. İbda, hiçbir ön madde (hammadde), zaman veya mekân faktörü olmaksızın, tamamen hiçlikten (adem) varlığa geçişi tanımlayan benzersiz bir ilahi fiildir.
Teolojik düzlemde İbda, İslam felsefesindeki “Emir Âlemi”ne aittir. Allah’ın zaman ve mekân üstü “Kün!” (Ol!) emrinin karşılığıdır. İbn Sînâ gibi düşünürlerin de vurguladığı üzere İbda, bir aracının veya illetin (nedenin) bulunmadığı, doğrudan ve mutlak bir yaratılıştır. Bu yönüyle İbda:
- Hammadde kullanmaz: Mevcut bir malzemeyi dönüştürmez, materyali bizzat var eder.
- Örneksizdir: Daha önce var olan bir modele dayanmaz, varoluşun ilk orijinal patentidir.
- Devrimcidir: Aşamalı (evrimsel) bir gelişim süreci gerektirmez; anlık, mutlak ve radikal bir ontolojik sıçramadır.
Oysa Kur’an’da yer alan inşa, tasvir veya tesviye gibi mekanizmalar, İbda’nın açtığı yolda ilerleyen, var olan materyal üzerinden şekillenen evrimsel (Halk âlemine ait) süreçlerdir. İbda varlığın temel tohumunu atarken, evrim (Sünnetullah çerçevesindeki dönüşüm) bu tohumun zaman içinde karmaşıklaşmasını sağlar.
Kozmik Bir Tezahür Olarak Büyük İnfilak (Big Bang)
Modern bilimin 20. yüzyılda ortaya koyduğu Büyük Patlama modeli, evrenin sonsuzdan beri var olduğu yönündeki materyalist ve determinist (Durgun Durum / Steady State) varsayımları yıkmıştır. Evrenin sıfır hacimli ve sonsuz yoğunluklu bir tekillikten (singularity) genişleyerek doğduğu gerçeği, Kur’ani İbda ilkesinin kusursuz bir bilimsel teyididir.
Kurani Evrim teorisi yaklaşımında Büyük İnfilak, Kur’an’daki Fatır (Yokluktan yararak çıkarma) ve Felak (İnfilak ettirme/patlatma) mekanizmalarının kozmik ölçekteki işleyişidir. Evrenin başlangıcı, şu adımlarla ilahi bir mühendislik harikası olarak okunur:
- Mutlak Yokluk ve İbda Anı: Zamanın ve mekânın dahi henüz yaratılmadığı o mutlak hiçlik (Amâ) durumunda, ilahi irade evreni tasarlamış ve Bedî’ sıfatıyla varoluşun ilk kıvılcımını yakmıştır. Kuantum fiziğinde fizik yasalarının dahi çöktüğü Planck zamanı ($10^{-43}$ saniye) içindeki o ilk enerji yoğunlaşması, İbda’nın bilimsel karşılığıdır.
- Fatır ve Felak (Büyük İnfilak): Allah’ın “Gökleri ve yeri yoktan var eden (Fatır)” vasfı, tekillik halindeki enerjinin muazzam bir güçle yarılarak (infilak) uzay-zaman dokusunu oluşturmasıdır. Bu, salt kaotik bir patlama değil, içinden muazzam bir düzenin (fıtratın) filizlendiği bilinçli bir “çatlama” eylemidir.
- Evrimsel Sürece Geçiş (Feyekûn): “Bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece ‘Ol’ der, o da hemen oluş sürecine girer” (Bakara, 117). Buradaki “Kün” (Ol) emri İbda’yı, ardından gelen “Feyekûn” (oluş sürecine girer/olur) ifadesi ise 13.8 milyar yıllık kozmik evrimi tanımlar. İbda ile yaratılan ilk enerji, daha sonra Ceale, Sevva ve İnşa mekanizmalarıyla yıldızlara, galaksilere, elementlere ve nihayetinde biyolojik yaşama dönüşmüştür.
Darwinist Paradigmanın Açmazları ve Kur’ani Sentez
Darwinist evrim teorisi ve materyalist felsefe, evrenin ve yaşamın kökenini açıklarken “tesadüf” ve “rastlantısal mutasyon” (mucizevi şans) kavramlarına yaslanmak zorundadır. Maddenin ezeli olduğu ön kabulüyle hareket eden bu paradigma, “İlk hareket ettirici kimdir?” veya “Bu doğa yasaları neden ve nasıl bu kadar hassas (ince ayarlı) işlemektedir?” gibi ontolojik soruları yanıtsız bırakır.
Soysal’ın Kur’ani Evrim perspektifi ise bu noktada metafizik ile fiziği kusursuzca birleştirir:
- Darwinizm’in rastlantısal mucizelere bağladığı başlangıç noktası (abiyogenez veya evrenin kökeni), Kur’an’da tam bir bilinç ve kasıt taşıyan İbda mekanizmasıdır.
- Evrendeki hassas ayarlar (yerçekimi sabiti, güçlü nükleer kuvvetin hassasiyeti, karbon rezonansı), tesadüfi birikimler değil, İbda eylemi sırasında varlığın özüne kodlanan Fıtrat (potansiyel/kabiliyet) ve Mizan (denge) ilkeleridir.
- Doğal seçilim (İstıfa) denilen ve canlıların çevreye adaptasyonunu sağlayan mekanizma, başıboş bir doğa ananın değil, Sünnetullah (Allah’ın doğaya koyduğu yasalar) çerçevesinde işleyen ilahi bir filtredir.
Sonuç
Kurani Evrim teorisine göre İbda; yaratılışın karanlıkta, rastgele bir patlamayla değil, mutlak bir sanatın, ilmin ve kudretin tecellisiyle başladığını ilan eder. Büyük İnfilak (Big Bang), sadece evrenin nasıl başladığını anlatan bir astrofizik teorisi değil, aynı zamanda El-Bedî’ olan Yaratıcı’nın, yokluğu yararak varlığı (Fatır) ortaya çıkardığı anın adıdır.
Kur’an’ın yaratılış tasavvuru, “Ben yarattım, bitti” diyen statik bir deizmden veya her şeyi tesadüfe bağlayan natüralizmden tamamen uzaktır. Evren, İbda ile yoktan var edilmiş, Büyük İnfilak ile sahneye çıkmış ve ilahi gözetim altındaki evrimsel (inşa, savvara, tesviye) mekanizmalarla bugün hâlâ kusursuzlaşmaya, genişlemeye ve yeni formlar üretmeye devam eden dinamik, canlı bir sanat eseridir.

